| İRŞAD ERLERİNE
Efendimiz (asm) hayatı boyunca bir defa hac yapmıştır. Ama bütün hayatı tebliğ ve irşadla geçmiştir. Allah’ın ihsan ettiği nimetlere muvafık iş yapmayanlara Allah buğz eder.
Damlayan bir göz yaşı pek çok gönlün feth edilmesine vesile olabilir.
Büyüklük, büyük işler büyük plânlarla değil, insanın rızayı ilahiye gözünü dikmesi ve Allah’ın da “Ben senden razıyım” demesinde aranmalıdır.
İnanan bir insanın inancını er-geç amel zeminine koyması şarttır. Bu iman u amel kişinin duygularını baskı altına alınca, onun davranışları da istikamet içinde olacaktır.
Hizmet-i îmâniyenin durmasıyla belâlar gelebilir.
İnsanı yaptığı hatalar, rahatsız ediyorsa, günahı sevabtan tefrik edebiliyor demektir.
Muvaffakiyetin düşmanı, refahtır, lüksdür. Müslümanların muvaffakiyeti ancak komando gibi yaşamakla mümkün olur. Hizmet bir namaz ise, tedbir onun abdestidir. Tedbirsiz hizmet, abdestsiz namaz gibidir.
Etraf cefâdan, garib vefâdan usanmaz.
Tebliğde mühim olan anlatılan mevzuun ihlasa iktıranı ve hüsn-ü kabul görmesidir. Hiç kimse kendi seviyesinden üstün olanlara bir şey tebliğ etmeye çalışmamalı, zira aksu'l-amel yapabilir. Veled, pederine bir şey söylememeli. Ebû Talib'in, Efendimiz’i kabul etmemesi üzerinde durulmaya değer bir mevzudur.
Ana ve baba hiçbirşey için fedâ edilemez. Ama onlar “İslâm'a hizmet etme” diyorlarsa, o zaman onlara bu yasaklarında itaat edilmez. Bunun dışında ana-babaya itaat eden, hayatında bereket bulur.
Mü’min, yeryüzünde emniyet ve güvenin temsilcisidir.
İnsan haklı dahi olsa babasıyla tartışmamalı. Celâl sıfatı herkeste cüz'i, külli vardır. Öfkelenme makbul değildir. Ama o terbiye-i Muhammediyye ile terbiyelenirse, kâfirlere karşı vakar, mü’minlere karşı da tevazu şeklinde kendini gösterir.
İslâmî olmayan gazete ve mecmua okumak zararlı olur. Eğer mutlaka okunması gerekiyorsa, sadece başlıkları okunmalıdır.
İmana ve Kur’ân’a ters şerir kimselere hediyeler vererek, şerlerini önleyebiliriz. Anne-baba için de aynı şeyler geçerli.
Şeytan, çok defa hizmet etmeyen kimseleri yoldan çıkarır. Emr-i bi’l-ma'rûf nehy-i ani’l-münker'i olmayan kimseler vahyin bereketinden mahrûm kalır. Bu insanlarda ilhâm esintisi kat’iyyen olmaz. Kitaplar yazabilirler, fakat yazdıkları yümünsüz, bereketsiz, karanlık şeylerdir. Emr-i bi’l-ma'rûf nehy-i ani’l-münker yapan insanlardır ki bunlarda ilhâm esintileri görülür. Onun için bizler, okuyacak, düşünecek ve herkese birşeyler anlatmaya çalışacağız. Ancak böylece rûhumuz itibâriyle canlı kalabiliriz.
Her mürşidin derdi bu zamanda sadece Allah'ın hoşnutluğu (cc) olmalı, hiç bir dünyevî duygu ve düşünce onun için gâye olmamalıdır. Bir Hakk dostu şöyle der: “Benim bir gün yolum Cehenneme uğrasa, orada dahi âşina bir sîma bulup Hakk’ı ve hakîkatı anlatacağım.” İşte asrımızda ihtiyaç duyduğumuz ideâl da’vâ adamının düşünce portresi. |