| MU’CİZE ve KERÂMET
Mu’cizeye inanmayan, Allah’ı ve O’nun kudretini de takdir edememiş demektir. “Mu’cize ile ay parçalanmaz” diyen “Allah ayı parçalayamaz” demektedir. “Ölüler dirilmez” diyen, Allah’ın bu işi yapamayacağını iddia etmektedir.
Kerâmet, velîde zuhur eden bir hârikulâdedir ki, dolayısıyla peygamberin mu’cizelerini ve O’nun peygamberliğini te’yid eder.
Kerâmet, peygamberlik iddia etmeyen Hak dostlarının eliyle ortaya konan ilâhî bir armağandır ve bunu da ancak insanı anlayanlar anlayabilirler.
Velîlik, Allah’ı sevme ve Allah tarafından sevilme makamıdır. Hakk kapısının bu sâdık bendelerini, akla-hayâle gelmedik lütûf ve ihsanlarla serfiraz kılıp onları izhar edeceği gibi, sadefi içinde inciler misillü, son durağa kadar hem kendilerinden hem de başkalarından saklayabilir de...
Normal insanların his, idrâk ve anlayışlarının çok üstünde mevhibelere açık bu yüksek kâmetler, bir bakıma peygamberlik hakikatının gölgesini temsil ederler. Aradaki mesafe de buna göredir.
Velî, sahib-i hikmet demektir. Hikmet felsefeden ne kadar yüksekse, velî de feylesofdan o kadar büyüktür. Hatta kıyas edilmeyecek kadar... |