| HİKMET DİLİNDE NÂMUS
Nâmus; iffet, vefâ ve sadâkat hâsılı öyle mübarek bir hamurdur ki, harç olarak kullanıldığı binanın sarsılıp yıkılması hiç görülmemiş veya çok ender vâki olmuştur.
Nâmus, yiğidin en yüksek yanı ve en önemli sıfatıdır. Onun en alçak ve en sefil vaziyeti ise, nâmus mev-zûundaki lâubaliliğidir...
Bir kadının en şerefli ve en değerli tarafı, iffet ve nâmus itibâriyle lekesiz olmasıdır. Kendi nâmusunu ve ailesinin iffetini koruma mevzuunda hassas olmayan insanların, millî haysiyet ve millî şerefi koruyup-kollama hususunda da hassas olmayacakları bedîhidir.
Nâmus başka, şeref başkadır. Servet şerefe esas olabilir, ama nâmus-bahş değildir. Fakirlik ise kat’iyyen onu ihlâl etmez.
Nâmus, bütün milletlerin, onun üzerine “and” içeçekleri kadar mukaddesdir ve fazilet unsurları arasında en pahalı pırlantalardan biridir. Nâmus bilmeyenin şeref ve fazilet-perverliği de sahte ve yalandır.
Nâmus; eşsiz bir elmasdır ve en mûtenâ mahfazalar içinde korunmalıdır. Böyle korunmasıyla onun kıymeti bir kat daha artar.
Kendi ırz ve nâmusu gibi başkalarının ırz ve nâmuslarının muhâfazası mevzuunda hassas olmayan kimselere hiçbir şey emanet edilemez ve hiçbir hususda onlara güvenilemez...
Yarasalar, ışığı arzu edip istemedikleri gibi, dinsizler dini, câhiller ilmi, ahlâksızlar ahlâkî prensipleri, nâmus bilmeyenler de nâmusu istemezler. |