| İÇ DÜNYASI
Ruhlarımıza giren ve orada kök salan her düşünce, er-geç meyvesini verir. Bu meyve, “Tubâ-i Cennet” meyvesi de olabilir, Cehennem zakkumu da... Dimağında; iyinin, güzelin, afvın, müsâmahanın nüveleri bulunan bir insanın gönlü hep Cennet bahçelerini andırır. Ve böyle birinin, birden bire hırsızlık yapıp yol kesmesi, zina edip adam öldürmesi, içki içip uyuşturucu kullanması, herkesi hor görüp herşeyi tenkid etmesi düşünülemez. Bütün bu uygunsuz davranışlar için, daha önceden bir kısım fena fikir ve fena planların bulunması şarttır. Dimağı, fena ve yaramaz düşüncelerle dolu olan insanın yaptığı şeyler ise, tamamen onun iç dünyasının akislerinden ibâret olacaktır. Bunun içindir ki, her fert, kendi iç dünyasıyla düzen ve istikamete kavuşmadıktan sonra, dış durumu itibâriyle katiyyen güzel olamaz, güzel görünemez; olsa, görünse bile, uzun zaman öyle kalamaz. |