| BOŞANMA
Boşanma; ferdin nikâh kaydından sıyrılıp kendini boşa alması ameliyesidir. Nâdiren dinlendirip rahatlatıcı görünse de, çok defa huzursuzluk ve sefâleti de beraberinde getirir.
Boşanma, din nazarında mübahların en sevimsizidir. Ne var ki, ruhsat ve cevâzının sevimsizliği kadar, men’-edilmesi de gayr-i tabîî ve gayr-i fıtrîdir.
Boşanmayı gerektiren zarûretleri görmemezlikten gelmek, insan mâhiyeti ve bu mâhiyetin hususîyetlerini bilememe.. evlenen herkesin birbiriyle imtizâc edeceğini beklemek ise, herkesi dümdüz, aynı fıtrat, aynı mîzâc, aynı yapı ve aynı karakterde tasavvur etme gibi bir safderûnluk ifâdesidir.
Her keyfî boşama; boşayan için bir nedâmet, boşanan için bir haksızlık ve aile fertleri için de öyle bir huzursuzluk kaynağıdır ki, bazen bütün bir hayat boyu kanayan bir yara gibi devam eder durur...
Boşamak, hastalıklı bir uzva karşı cerrâhi bir müdâhele ise, izdivâcın aklî, mantıkî bir çizgide cereyan etmesi ve sağlam şartlara bağlanması, hijyenik bir hassasiyetdir. Onun için boşamakla aileyi, boşamayı kaldırmakla da vicdânı kahretmezden evvel, izdivac, nesc uyumluluğu titizliği içinde ele alınmalı ve gelecekte bu uyumu temin edecek şartlardan taviz verilmemelidir.
Bir dünya, uzun asırlar, boşamayı men’etmek veya hiç olmayacak şartlara bağlamak suretiyle, beraber yaşamayı düşünmeyenleri zorla bir arada tutmaya çalıştı. Bir başka dünya ise, kadına, istediği zaman alma, istediği zaman da atma gibi bir anlayışla baktı ve onu bir eşyâ gibi gördü. Bunlardan biri erkeğe azabın, diğeri de kadını insan görmemenin ifadesinden başka birşey değildir. |