TABİAT

Tabiat; umumî ma’nâda varlığın bütünü, husûsîyetleri ve yaratılıştan gelen özellikleri.. insanda ise, onun huyu, mizâcı, karakteri ma’nâsına gelir. O, hangi şekliyle ele alınırsa alınsın, Kudret-i Sonsuz’un eliyle işlenmiş bir dantela, Yaratıcı Güç’ün elinde bir kanun ve O'nun hikmetlerini terennüm eden bir kitaptır. Tıpkı madde gibi, tabiat da hissiz, şuursuz ve idrâksizdir. Bu itibarla da o, hem hergün bağrında var edilen bunca yaratık, hem de şuur, irâde, idrâk ve ilmî plânlar isteyen bütün varlıkların diliyle kendi âcizliğini ve fakirliğini haykırmaktadır. Yani, arkasındaki muhît ilmi, muhteşem kudreti ve akıllara durgunluk veren bir irâdeyi âvâz âvâz ilân etmektedir.

 

Tabiat; maddenin husûsiyetleri ve onun yaradılışdan gelen özellikleri olduğuna göre, mevcûdiyetini ona borçlu olduğu maddeden evvel olamaz. Öyle ise varlık ve hâdiseleri ona dayamak ve onunla izâh etmeye kalkmak bir aldatmacadan başka ne olabilir ki?

 

Bugün tabiî ilimlerle en az meşgûl olanlar bile, tabiatın kör ve sağır bir kuvvetten ibâret olduğunu ve onun hiçbir şeyi yaratamayacağını çok iyi bilmektedirler. İş böyleyken, onu Yaratıcı Kuvvet’in yerine koymaya çalışmak bir küfür yobazlığından başka bir şey değildir.

 

Tabiatın mahiyeti apaçık bilindiği halde, onu, olduğundan farklı göstererek, nesillere yaratıcı bir güç gibi takdim etmek, ilimlere karşı bir muâraza ve herbiri başlıbaşına hârika birer san’at eseri olan şu dünya sergilerindeki bütün antika eserleri de tahkir sayılır.

 

Şayet tabiat varlığın kendisinden ibâret ise “tabiat yarattı” diyenler, bilmem ki, bu sözleriyle “varlık kendi kendini yarattı” dediklerinin farkında mıdırlar? Yok, “tabiat” sözünden maksatları, huy, sıfat, seciye, kanun, disiplin gibi şeylerse, tabiatın, ona tezgâh ve beşik olduğu eşyâ ve hâdiseleri nasıl yaratıp tanzim edeceğini izâh etmelidirler...

[Geri Dön] / [MFG Külliyatı]