HAYAT ŞİİRİNİN KAFİYESİ ŞEHADETTİR

Hayatını, şiir ahengi içinde salihatla geçirmiş bir insanın en son yapması gereken, hayatını şehadetle kafiyelendirmesidir. Yaşanan hayat, o zaman daha bir değer ve kıymet kazanır ve oluşturduğu bereket yumağı, Cennet bahçelerinde açıldıkça açılır. Zaten her iyi amelin Cennet’te bir karşılığı vardır. Cennet ve Cehennem bir bakıma insan amellerinin toplandığı havuzdur. İyi ve salih olan Cennet’te, kötü ve çirkinler ise Cehennem’de toplanacaktır. Bu yönüyle biz, dünyada Cennet veya Cehennem dokuyan insanlar durumundayız. Hiç şüphesiz, iyi amellerin sertâcı şehâdettir. Şehâdet, hayatını Allah’a vakfetmiş bir insanın neticede ruhunu Allah’a bir müşahid edasıyla teslim etmesidir. Çünkü onun gözü daha dünyada iken açılmış ve öteleri daha dünyada iken müşahede etmiştir. Hayıtını Allah’a vakfetmiş olmanın tûba meyvesini dünyada devşirmiştir şehid ve bu yönüyle insanlar arasında en seçkin talihlidir.

Yümünlü ve bereketli bir hayattan tam ma’nâsıyla kâm almak isteyen insan, ona mutlaka Allah için dökülen bir kaç damla kan ilâve etmeli ve şehid olmalıdır ki, istediğini en kâmil ma’nâda elde edebilmiş olsun. Neticesi şehadet olmayan hayat, ne kadar dolu yaşanırsa yaşansın, yine de bir boşluk taşıyacaktır. Şehadetten şöyle veya böyle nasibini almış bir hayat ise, boşluğu olmayan, kafiyesini bulmuş şiir gibidir. Onda bir ahenk, sevimlilik ve nizam vardır. Sırlı bir anahtardır şehadet. Göklerin ve yerlerin rahmet kapılarını ardına kadar açar o. Öyle ki, nebilerin bile hesap verdiği yerde, şehid, varıp ulaşmak istediği alemlere doğru hiç hesap vermeden geçip gider. Dokunulmazlığı vardır şehidin. Kanlı gömleği ona geçiş üstünlüğü vermiştir.

Ciddî mücadelelerin, büyük kavgaların devam ettiği bütün devirlerde, Allah’a iman eden her mü’min, hayatının son kafiyesi hep şehâdet olsun istemiştir. Zaten, Efendimizin ifadesi içinde, Allah da böyle kullarını beğenir.

Hadiste töyle denilmektedir:

“Allah (cc) bir kulunu çok beğenir. Bu kul, Allah yolunda cihada çıkmıştır. Arkadaşları bozguna uğramış olmasına rağmen, Allah’a olan iştiyakından ve O’nun yanında bulunanlara arzusundan dolayı tekrar mevzilenmiş ve bu uğurda kanını dökmüştür”. Hadisin devamı şöyledir: “Bu kulu Allah çok beğenir ve meleklerine göstererek, ‘Bakın şu kuluma, döndü ve Benim uğruma kanını döktü.’ der.”

İşte Abdullah b. Cahş da bunlardan biridir. Uhud’da İslâm saflarında dağılma ve çözülmeler olunca düşman saflarına dalmış ve kıyasıya savaşmıştır. İbn-i Cahş ile Sa’d b. Ebî Vakkas, dayı-hala çocuklarıdır. Harbin alabildiğine kızıştığı bir sırada ikisi karşı karşıya geliverir. Hadisenin bundan sonrasını Sa’d b. Ebî Vakkas bize şöyle nakleder:

“Abdullah b. Cahş, beni elimden tuttu ve hızla bir yere doğru sürükledi., Büyükçe bir taşın altına gelmiştik. Bana, “Sen duat et, ben amin diyeyim; ben dua edeyim, sen amin de” dedi. Önce ben dua ettim ve duamda şunları söyledim:

“Allahım, benim karşıma güçlü bir kâfir çıkar. Onunla kıyasıya savaşayım. Sonra onu mağlup edip sevabını alayım ve Rasûlüllah’ın karşısına gazilik şerefiyle çıkayım..” O, benim bu duama derinden “Amin” dedi. Ancak onun bakışları, daha başka bir buuda kaymıştı. Gözleri adeta etrafında olup bitenleri görmüyordu. Dua etti ve duâsında şunları söyledi:

“Allahım, benim karşıma da güçlü bir kâfir çıkar. Onunla kıyasıya savaşayım ve önce gazilik ünvanını alayım. Ardından, o beni şehid etsin. Ağzımı, burnumu, gözümü, kulağımı kessin ve Senin huzuruna öyle geleyim. Sen bana sor: ‘Abdullah, ağzını, burnunu, gözünü, kulağını ne yaptın?” Ben de Sana cevap vereyim: “Allahım, ben onlarla dünyada iken çok günah işledim. Huzuruna öyle günahkâr azalarla gelmek istemedin ve onları dünyada bırakıp öyle geldim.”

Sa’d b. Ebî Vakkas: “Ben de” diyor “beynimi donduran bu duaya “Amin” dedim. Sonra her ikimiz de düşman saflarına dalıverdik. Allah’a kasem ederim, ben ne için dua etmişsem, onu aynen gördüm. Savaş bitince de Abdullah b. Cahş’ı aradım. Baktım o da duasında istediklerini aynen elde etmişti.” Abdullah b. Cahş, hayat tiirini şehadet kafiyesiyle bitirmiş ve bu dünyadan öyle gitmişti...

[Geri Dön] / [MFG Külliyatı]