| EFENDİMİZ ŞEHADET İSTİYOR
Allah Rasûlü, baştan sona Cenâb-ı Hakkın lûtuflarıyla çevrili en büyük peygamberdir; hamd sancağının sahibidir ve geçmiş gelecek bütün günahları, daha işin başında affa uğramıştır, yani, Cenab-ı Hakk risaleti öncesinde O’na günah işletmediği gibi, risaleti döneminde de günah işlemesine fırsat vermemiştir. O, peygamberlerin de peygamberidir. Cenab-ı Hakk’ın en sevgili kulu ve Habibidir. Efendimiz’e verilebilecek dünyevî ve uhrevî başka hiç bir paye kalmamıştır; verilebilecek herşey verilmiştir O’na. Buna rağmen, İki Cihan Serveri’nin bir arzu ve talebi vardır. Buharî ve Müslim’in rivayet ettiği hadiste, O’nun bu arzusunu nasıl dile getirdiğini görüyoruz. “Muhammed’in nefsi kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, ne kadar isterdim Allah yolunda gaza edeyim, öldürüleyim, bir daha gaza edeyim, yine öldürüleyim...” Rasûl-ü Ekrem’in temenni ve dileği bu idi. Acaba, şehadete ne ihtiyacı vardı Mefhar-i Mevcudat Efendimiz’in? “Sen olmasaydın, alemleri yaratmazdım” sözü başına tâç olarak konan Hz. Muhammed (sav)’in kanla abdest almasına ne gerek vardı da, şehidlik istiyordu? Evet istiyordu, zir’a insan için şehadetin çözülebileceği düğümler, mahkeme-i Kübrâ’da kazandıracağı payeler vadır. Bu pâyelerin ne olduğunu yine O’ndan öğreniyoruz. Şöyle buyuruyor: “Mahkeme-i Kübrâ ve ma’dele-i ulyâ olmuş. Herkes ciddî ızdırap içinde. Ayakların bağı çözülmüş, kalbler adeta gırtlağa gelmiş. İnsanlar boğulacak halde, sağdan soldan medet bekledikleri bir anda, birdenbire mahşer halkının yarıldığı ve ileriye doğru kanlar içerisinde bazı insanların geldiği görülecek. Boyunlarına kılıçlarını asmışlar, öyle geliyorlar. Bunlar, hesabın ve terazinin yanına gitmiyor, doğrudan doğruya Sırat’a doğru koşuyorlar. Nebiler dahi onlara yol veriyor; Melekler selâma duruyorlar. “Ya Rabbi, bu mükerrem kulların kimdir?” sorusuna şöyle cevap geliyor: Onlar eza ve cefa, mihnet ve meşakkatlerini dünyada çeken şehidlerdir. Burada onlar için hesap yoktur. Onlar, doğruca Cennet’e gideceklerdir.” Rasûl-ü Ekrem (sav), “Ne kadar arzu ederdim bu yolda ölüp dirileyim” derken, işte bu noktaya parmak basmaktadır. Nebiler arasında da Allah yolunda cihad eden, gaza gömleğini giyen ve nihayet şehid olan niceleri vardır. Onlar, nebîliğin yanısıra şehadet şerefini de kazanmışlardır. Efendimiz (sav) de bir şehiddir. Zehirlenme neticesinde şehid olmuştur. Ama O istiyordu ki, seriyyelerin arkasında şehid olsun. Fakat Cenab-ı Hakk, O’nu koruyacağını va’detmişti, ta ki, Ümmet-i Muhammed dağılmasın. Şehidlik talebini de başka türlü kabul buyurdu ve Efendimiz, zehirlenme neticesinde şehid oldu. |