GİRİŞ

On dört asırdır, O’nun arkasında bulunabilmemiz,†frekanslarımızın O’na ayarlı, alıcı cihazlarımızın açık ve O’na dönük olması ölçüsünde her lâhza O Ruh-u Seyyidi’l-Enâm’ı, vicdanlarımızda duyuyor ve ruhlarımızda hissediyoruz. Bu öyle bir duyuş ve hissediştir ki, bir adım daha atsak, sanki O’nunla yüz yüze geliverecek de o diriltici soluklarını ciğerlerimize kadar çekecekmişiz gibi oluruz.

Dünyanın süratli bir değişimin içine girdiği, beşer fıtratına ters sistemlerin işe yaramaz çer-çöp halinde tarihin çöplüğüne atıldığı ve insanlığın yeniden dine yöneldiği günümüzde, Ortodokslar kendi kiliselerine, Budistler kendi ma’bedlerine, Brahmanlar kendi inançlarına yönelirken; yönelmekten de öte koşarken, uzun zaman sağda solda ve yâd ellerde gezen Hz. Muhammed (sav) cemaatinin de yeniden O’na dönmeye niyetlendiği apaçık müşahede edilmektedir.

Evet, yirminci asrın ikinci yarısına kadar hep aleyhimize işleyen hâdiseler zembereğini, Allah (cc) sanki yeniden kurdu ve Hz. Muhammed’e (sav) teveccühle birleştirdi. Artık, dünyanın dört bir bucağında, düşünce dünyamızın yamaçları, rahmet ilinden gelen yağmurlarla bahar esintilerine açık ve üfül üfül.. karın, buzun yerinde de goncalar kemer kuşanmış salınıyor. Evet, bugün artık ak karadan, ışık da zulmetten ayrı; herkes yollu yolunca.. ve karanlıklar köşeye kıstırılmış olmanın paniği içinde.

Bir yanda, bir zamanlar dünyanın dört bir yanına ışık götüren, gittiği her yerde Muhammedî ocaklar tüttüren ve Hz. Muhammed’e (sav) nisbetin şerefiyle şahlanmış ışık ordusu, bir-iki asırdır neredeyse terkettiği kendi ma’bedine hem de mehter tarrakalarıyla dönerken; öte yanda, buna manî olmak ve karşı koymak isteyenlerin cılız, çelimsiz ve fakat hoyratça çığlıkları.

Evet, bugün artık beşerî sistemlerin ve hususiyle de bir zamanlar büyük bir debdebeyle gelen ve şimdilerde lânetlenerek terkedilen komünizmin yerine alternatif sistemler hazırlanmaktadır. Bir zaman, maneviyât adına, peygamberlik âleminin sultanları Hz. İsâ, Hz. Mûsâ ve Hz. Muhammed’in (aleyhimüsselâm) yerine Paskal’ı, Bergson’u çıkarıp kullanmak isteyenler, bugün de dine güyâ alternatif olarak ispritizmayı, ruh çağırmayı, reenkarnasyonu ve tenasüh düşüncelerini çıkarmaya çalışmaktalar...

İnsanlık tarihinde -şâir-i şehîrimizin ifadesiyle- oluklar hep çift yönlü akmıştır zaten; bir yanda nur, diğer yanda kir... Evet durum, bugün hiç de dünkünden farklı değil. Dinin yerine uydurma ve sahte inanç sistemlerini ikame etmeğe çalışanlar, kendilerince bir şeyler yapmaktadırlar.. ve onların böyle yapmaları da tabiatlarının gereğidir. Ancak, bizim içimizden bazılarının bunlara, hususiyle de müsteşriklere alet olmalarını, alet olup sünneti sorgulamalarını anlamak zor. Evet bir hayli zamandan beri sahâbe-i kirâmı, bilhassa Hz. Ebû Hureyre, Hz. Enes, Hz. Abdullah İbn Ömer gibi sünneti bize nakleden tertemiz kaynakları sorgulamakla başlayan ve Hz. Muhammed’e (sav) dayanan bu hareketin yarın nerelere varacağını kestirmek kehanet olmasa gerek... Vahyin hameleleri, aksettirici mirat-ı mücellâsı da sorgulanınca, bir bâtıl mezhebin nokta-i nazarı olarak Cibril (as) niye sorgulanmasın ki?!

Halbuki, hayatımızın nûru, ziyâsı, cilâsı.. şaşırmayalım diye yolumuzun iki yanına konan reflektörler ve işaret taşları mesâbesindeki sünnet-i seniyye öyle mühimdir ki, onsuz en büyük velilerin rehberliği bile, gidip cennet yamaçlarına, Cemâlullahı müşahede rasathanelerine dayanan bu upuzun yolda yetmez ve çok fazla bir şey va’detmez. İmâm-ı Rabbânî gibi pek çok büyük zevat şu kanaatı izhar ederler: “Seyr-i sülûk-i rûhânîde görüyoruz ki, sünnet-i seniyeye ait nurlarda bir farklılık, bir başkalık var. Evet semâlarda pervaz eden en büyük velilerin rehberlik ve kuvve-i kudsiyeleri dahi, sünnet-i seniyenin en küçük mes’elesi kadar parlak ve emniyet va’dedici değildir.” Zirâ, semâyı velâyette ne kadar büyük insan varsa, hepsi Hz. Muhammed Güneşi’nin (sav) etrafında birer peykten ibarettir. Güneşin etrafındaki peyklerin ışığının güneşe nisbeti ne ise, velîlerin nurunun da, “feyz-i akdes” ve “feyz-i mukaddes” in ilk aksettiricisinin nûruna nisbetleri odur.

“Fazilet güneşidir sanki O, ötekiler yıldızları;

Karanlıklarda insanlar için ışık saçarlar.”

Zeminde yaşarken zeminin hakkını bile vermekten uzak zavallıların, güneşe balçık atıyor gibi semâya ait hakaiki ve ötelere ait cevherleri kritiğe tabî tutmaları, sadece kendi densizliklerini gösterecektir.. gösterecektir de, sünnet hep gürül gürül sözünü söyleyecek, soluklarını vicdanlarımıza duyuracak ve gelecek yıllar, “sünnet yılları”, “Hz. Muhammed yılları” ve “Kur’ân yılları” olacaktır.

[Geri Dön] / [MFG Külliyatı]